İstanbul İl Özel İdaresi’nin restorasyonunu üstlendiği Davutpaşa Hamamı’nın yenileme projesi devam ediyor
İBB Kültür A.Ş. tarafından hazırlanan “İstanbul’un 100 Hamamı” adlı kitap okuyucunun ilgisine sunuldu
Özet
İBB Kültür A.Ş. tarafından hazırlanan “İstanbul’un 100 Hamamı” adlı kitap okuyucunun ilgisine sunuldu
En fazla turist rehberi 3 bin 440 ile İstanbul’da bulunuyor
Özet
En fazla turist rehberi 3 bin 440 ile İstanbul’da bulunuyor
GEÇEN YIL 430 GEMİ İLE 620 BİN 283 TURİSTİN GELDİĞİ İSTANBUL’DA KRUVAZİYER TURİZMİN YÜZDE 30 BÜYÜMESİ HEDEFLENİYOR
Özet
GEÇEN YIL 430 GEMİ İLE 620 BİN 283 TURİSTİN GELDİĞİ İSTANBUL’DA KRUVAZİYER TURİZMİN YÜZDE 30 BÜYÜMESİ HEDEFLENİYOR
İstanbul’u Gezmek (5)
Turist Gibi İstanbul’u Gezmek yazı serisinin 5. sinde ilk kez tarihi yarımada dışına çıkıyoruz. Bu seferki güzergah “Eyüp Bölgesi ve Kağıthane”.
İstanbul’un fethi ile birlikte kurulan ilk Osmanlı-Türk yerleşim alanı olan Eyüp, Haliç’in kıyısında, surların dışında yer almaktadır. Semt ismini, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in yakın dostu olan Hz. Eba Eyyub el-Ensari’den almaktadır.
Emeviler’in 7. yy.’da İstanbul’u kuşatması sonucu şehit düşen Eba Eyyub el-Ensari’nin mezarının Osmanlı’nın manevi fatihi Akşemsettin’in gördüğü bir rüya ile bulunup, üzerine bir türbe, yanına bir caminin yapılması ile Eyüp gibi bir yerleşim çekirdeği oluştu. En değerli sanat ve kültür eserleri, kutsal bir yer olan Eyüp’ü açık hava çinicilik ve yazı sanatları müzesi haline getirdi.
Eyüp’te bulunan sahil sarayları, yalılar, hoşgörü ortamını ve çok sesliliği yaşatan Bahariye Mevlevihanesi ve birçok sufi kuruluşu, çiçek bahçeleri, oyuncakçılar, kebapçılar, yoğurtçu ve kaymakçılar, çarşılar, dini eşya satıcıları, halkacılar ve havuzlar kentin en keyifli köşe taşlarıdır. Avrupa’da hacı-ziyaretçi kafilelerinin toplantı yeri olan aziz kasabaları gibi Eyüp de tasavvuf-edebiyat-sanat tarihinde önemli yer tutan çeşitli tarikatlara bağlı tekkeleriyle kentin önemli bir toplantı yeri olmuştur.
İstanbul’u Gezmek (4)
Turist Gibi İstanbul’u Gezmek serisinin bu seferki gezi alanı “Haliç Bölgesi”.
Haliç Bölgesi
Haliç, 7.5 km. uzunluğunda bir içsudur. İstanbul Boğazının güneyinden batısına doğru uzanan yapısı nedeniyle İlkçağda Altın Boynuz olarak anılmaya başlamıştır. En geniş yeri 750 m., en derin yeri ise 30.35 m.dir. Üzerinde günümüzde 3 köprü bulunmaktadır:
- Galata Köprüsü (1992 yılında geçirdiği yangından sonra yeniden yapılmış olup eski kısmı Feshane – Haliç Kongre Merkezi arasına tekrar kurulmuştur)
- Haliç Köprüsü
- Atatürk (Unkapanı) Köprüsü
4üncü bir köprünün ise inşaatına 2010 yılında başlanmıştır. İstanbul Metrosu için yapılacak bu köprü Haliç’in iki kıyısını bir başka şekilde buluşturacaktır.
Osmanlı Devleti döneminde İstanbul’da oluşturulan ‘birlikte yaşama kültürünün’ temellerinin atıldığı bölgedir Altın Boynuz lakaplı Haliç’in kıyıları. Musevi, Müslüman ve Hıristiyan İstanbullular bu güvenli limanın kıyısında birlikte ve karşılıklı saygı içerisinde yaşama sanatını geliştirmişlerdir. Bizans’dan yadigar Rumlar, Fetih muhaciri Ermeniler ve Museviler hep bu güvenli limanın kıyısında soluklanmış ve kendilerine yurt edinmişlerdir. Haliç’in en güzel seyredilebileceği nokta, bir İstanbul aşığının ismini taşıyan Pier Loti Tepesidir.
İstanbul’u Gezmek (3)
“Turist Gibi İstanbul’u Gezmek” serisinin 3. günü “3. Bölge” olarak adlandırılan alanı kapsıyor.
Üçüncü Bölge
Kapalıçarşı: Nuruosmaniye, Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalıçarşı’mız 64 cadde ve sokağı, iki bedesteni, 16 hanı, 22 kapısı ve yaklaşık 3600 dükkanı ile dünyanın en eski ve en büyük alışveriş merkezi olarak bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmet’in Kapalıçarşı’nın inşaatına başladığı yıl olan 1461 Kapalıçarşının kuruluş yılı olarak kabul görmüştür. Asıl büyük çarşı ise Kanuni Sultan Süleyman tarafından ahşap olarak inşa ettirilmiştir. Eski zenginlerin mücevher, kıymetli maden, kürk ve murassa silah gibi değerli eşyalarının yanı sıra devlet hazinesinin büyük kısmı da buralardaki kasalarda muhafaza edilirdi. Bedesten ve Çarşı, 4. Mehmet zamanındaki 20 Kasım 1651 Tarihli yangından başlayarak 26 Kasım 1954 Tarihindeki yangına kadar 20’yi aşkın deprem ve yangın felaketine maruz kalmış, 1894 depreminden sonra yapılan tadilatlarla bugünkü halini almıştır.
İstanbul’u Gezmek (2)
2. Gün gezeceğimiz bölge “Sultanahmet Bölgesi”…
Sultanahmet Bölgesi: Tıpkı Bizans döneminde olduğu gibi Osmanlı’da da şehrin merkezi olma özelliğini koruyan bölge sadece Bizans değil aynı zamanda Osmanlı eserlerinin en güzel örneklerini barındırmasıyla bir nevi açık hava müzesi gibidir. Günümüze çok az kalıntısı ulaşan Büyük Saray, yapıldığı dönemde Dünyanın en büyük halen ise dördüncü büyük mabedi olan Ayasofya Kilisesi ve toplumsal eğlencenin yapıldığı Hipodrom bölgenin her bakımdan şehrin sosyal merkezi olduğunun bir göstergesidir. Tüm bu binalara ilaveten yoğun bir şekilde yer alan Sarnıçlar da bölgedeki diğer önemli yapılardandır.
Osmanlı döneminde de gerek Topkapı Sarayı’nın gerekse Bab-ı Ali’nin bu civarda olması, ilerleyen yıllarda yapılan Sultan Ahmed Külliyesi, Haseki Hürrem Hamamı, İbrahim Paşa Konağı gibi yapılar fetihten sonra da bölgenin merkez olarak kaldığının işaretidir.
Günümüzde ise turistlerin uğramadan gitmedikleri, neredeyse aradıkları tüm dönemlere ait eserleri buldukları bölge nargile keyfi ve hediyelik eşya açısından pek çok alternatif sunmaktadır.
İstanbul’u Gezmek (1)
16 günde İstanbul’u turist gibi dolaştıracak program ve bu programın detayları yazı dizisi olarak yayınlayacağız. İlk gün “Tarihi Yarımada’nın Ucu” başlığını taşıyor.
Tarihi Yarımada’nın Ucu
İstanbul’un tarihi Sarayburnu ile başlar. MÖ 7. yy’da bölgeye gelip yerleşen Megaralılardan bu yana pek çok kavim bu bölgeye yerleşir. MS 330’da Konstantinopolis adıyla Roma İmparatorluğu’nun ikinci başkenti ilan edilen şehir Doğu Roma İmparatorluğu’nun da merkezi olur. Bölge 12. yy’da yıkılan Mangana Sarayı, kentin en büyük kiliseleri, hamamları, sarnıçları, sütunları, Hipodrom’u ve heykelli gezinti yolları ile canlı bir yaşam merkezi haline gelir. 1453’te Osmanlılar İstanbul’u alınca Fatih Sultan Mehmet ülkenin yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı’nı Byzantion Akropolü’nün bulunduğu bu tepe üzerine kurar.
İstanbul’u Gezmek (6)
Serinin 6. günü “Marmara Surları Boyunca…”
Ahırkapı: İstanbul’un tarihsel semtlerinden biridir ve Sarayburnu gibi tarihi bir saray bölgesidir. Semt, eskiden Topkapı Sarayı’nın ahırlarının burada bulunması nedeniyle Ahırkapı olarak adlandırılmıştır. Bizans dönemi saraylarından Manganai Sarayı, Bukeleon Sarayı, Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı’nın dış bahçeleri ve kasırları burada yer almıştır. Bu yöre, ayrıca İstanbul’un en önemli arkelolojik alanlarından biri olarak bilinmektedir. Buradaki en önemli kalıntılar, Manganai Sarayı’na aittir.
(Her yıl Mayıs ayında açık havada düzenlenen Hıdırellez şenliklerinde Ahırkapıda olmanızı tavsiye ederim)